8/23/2014EGO otobüsleri raylı sisteme entegre oldu     8/23/2014Trafikte araç sayısı 18 Milyon’u geçti     8/23/2014“Üzüm yemek mi, halkçı dövmek mi?”     8/23/2014İzmir’e “Akıllı Kavşak” geliyor     8/23/2014Teknik izleme kaliteyi arttırdı     8/23/2014İETT’nin tek kadın otobüs sürücüsü     8/23/2014“FEDAKARLIK” yine halkçıdan!     8/23/2014Öngörü gerçekleşti     8/15/2014Allison farklı uygulamaları ile güç katıyor     8/15/2014Herkese kazandırıyor     
Oytun Arslan
Saturday, June 09, 2012
mahseüea@hotmail.com
Okunma Sayısı: 728
Bu söyleşiyi yazdır
Font Büyüklüğü

Hayalimdeki ulaşım sistemi

SAAT 10:15’te kongre merkezinde toplantıda olmam gerekiyordu. Çok uzak yerde oturuyordum, ama her şeye rağmen oraya zamanında varmam çok önemliydi. Trafiğin durumu, Boğaz Köprüsü’nün durumu hiç belli olmuyordu. Belki yol bir sebepten tıkanmıştır, kaza olmuştur ya da çalışma vardır... Kendi arabamla gidersem, işimi sağlama almak için çok daha erkenden çıkmam gerekecekti ve belki buna rağmen yetişemeyecektim toplantıya. Stres de cabası. Neyse ki alternatif olarak toplu taşıma vardı. 
Bir gece önceden İstanbul Ulaşım’ın web sitesinden yolculuğuma bakmıştım. Varış saatimi 10:00 olarak girdim, evimin adresini ve kongre merkezinin de adresini girince sistem bana yürüme+toplu taşıma alternatiflerini gösterdi. İçlerinden kendime göre en makul olanını seçtim, yazıcımdan çıktısını aldım ve unutmamak için cebime koydum. Buna göre, önce evden bana en yakın olan metro istasyonuna 500 m yürüyecektim. Daha sonra 09:18’de kalkan metroya binip, Üsküdar’da Marmaray’a aktarma yapacaktım. 09:35’te Üsküdar’dan kalkan Marmaray’a binip, 09:45’te Kazlıçeşme istasyonunda inecektim. 09:50’de Kazlıçeşme istasyonundan geçen otobüse binerek, saat 09:58’de kongre merkezinin kapısının önünde olacaktım. Ya da Kazlıçeşme’de otobüslerin durağının hemen karşısındaki taksi durağından bir taksiye de binebilirdim, olası gecikmelere karşı başka bir alternatifim daha vardı yani. Bu bilgilerin hepsi de şehrin ulaşım sayfasından veriliyordu. 
Sabah evden çıkarken, yürüme yerine bisikletle gitmeyi tercih ettim, ne de olsa hava güzeldi, ayrıca bisikletimi güvenle park edebileceğim bir yer de vardı metro istasyonunda. Kahvaltımı yaparken cep telefonumdan metronun geliş saatini tekrar kontrol ettim. Gerçek zamanlı verilen bilgiler sayesinde, anlık gecikmelerden bu şekilde haberdar olunabiliyordu. Neyse ki metrom zamanında geliyordu. O zaman bisikletime atladım ve metronun yolunu tuttum. Bisikleti yukarıda bırakarak istasyona indim. Metroya bindim ve Üsküdar’a doğru yola çıktım. 
Üsküdar istasyonunda bir kat aşağı inip Marmaray’a geçtim. 10 dakika sonra Kazlıçeşme’deydim. Kazlıçeşme’ye gelmeden hemen önce, vagondaki elektronik ekranlardan aktarma yapılabilecek diğer hatların anlık kalkış saatlerini okudum. Benim otobüsüm zamanında geliyordu, artık gönül rahatlığıyla yukarı çıkıp otobüs durağında bekleyebilirdim. 
Beklediğim gibi de oldu, otobüsüm tam 09:50’de geldi, ben de 8 dakika sonra kongre merkezinin kapısı önündeki otobüs durağında indim. Tam zamanında, stressiz bir şekilde toplantıya gelmiştim. Kendi aracımla gelmekten çok daha ucuza gelmişti hem. Zaten hep toplu taşımayla seyahat ettiğim için, aylık bir biletim vardı. Bu biletle ayın başında paramı ödüyor, şehirdeki tüm toplu taşıma araçlarına istediğim kadar binebiliyordum. Neyse ki şehrin tüm ulaşımı tek bir çatı altından yönetiliyordu, bu yüzden metroya mı otobüse mi tramvaya mı bindiğimin hiç önemi yoktu. Elektronik biletimi okutup geçiyordum. Son derece konforluydu yani, hem de daha ucuza geliyordu. Artık otomobilimi kullanmam için hiçbir nedenim yoktu, zaten trafikte beklemekten de pek hoşlanmam. Üstelik sabah sporumu da bisikletimle yapmıştım, fena mı yani. 
Toplantım bittiğinde, aynı prosedürü bu kez dönüş yolu için uyguladım. Cep telefonumdan son bilgilere baktım ve ona göre evime döndüm. Akşam haberlerinde şehirdeki otopark ücretlerinin arttığından ve benzin fiyatlarına zam geldiğinden bahsediyorlardı. Beni pek ilgilendirmediği için kanalı değiştirdim.
Belki pek çoğumuza inanılması güç gibi geldi bu yazı, ama ben Almanya’da yaşadığım tipik bir günü, yer adlarını değiştirerek İstanbul’a uyarladım. Böyle bir sistem imkânsız değil, uygulamalarına dünyanın pek çok yerinde rastlamak mümkün.
Müdürlerin, yöneticilerin toplu taşıma kullanarak işe gittikleri entegre, hızlı ve konforlu bir sistem… Emin olun, bizim şehirlerimiz de bunu hak ediyor. 

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

YAZARLAR




© 2010 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Sektörün Kalbi | Dünya | Kültür ve Yaşam | Teknoloji | Aktüel | Eğitim | Medya | Gündem
Yazılım & Teknik Destek: Sebi Ajans
Foto Galeri | Bize ulaşın | Künye | Reklam | RSS
İzleyici Hattı: +90 212 875 46 49