Yıllardır “Üvey Evlat” muamelesi gören ÖHO esnafı, hizmetin aksama riskini ortadan kaldırılması için meclis kararına bir hüküm eklenmesi sorunu çözeceğine inanıyor..
Kurumsal da olsa, özel de olsa güvene dayalı bir iletişim kurulması gerekiyor diyen İsmail Yolcu, bu bölümde Özel Halk Otobüsü esnafının kurum hizmeti vermesine rağmen, kurum dışı gibi ötekileşterilmesi sorunun tam da çıkış noktası olduğuna dikkat çekerek, Riske edilen İstanbul Büyükşehir Belediyesi hizmeti başlığı altında toplansa da aslında İstanbul Özel Halk Otobüsü esnafı bu işten zararlı çıkmaktadır. Çünkü, finansman planlamasıyla istisnalar hariç rahatlıkla çözümlenecek probleme idarenin bakışında stratejik hata var dediği söyleşimizin son bölümünü sunuyoruz….
KTT: Kamu deneyiminiz. İETT’de uzun yıllar görev almanız bu noktayı en iyi bilenlerden olmanızdan soruyorum, ize göre, bakışta yanlış ya da bir hatalı söylem yok mu?
İsmail YOLCU: Olmaz olur mu var tabii ki… Doğru veya yanlış hangi gerekçe beyan edilir ise edilsin, giderlerini anlık karşılamak zorunda olan özel işletmecinin hak edişinin aksatılmasının haklı sebebi olamaz. “U” temel kuraldır. Özel işletmeci bırakalım fazla para almayı, peşin ödediği, yakıt, köprü ve otoyol geçiş ücretlerini anlaşılmaz bir şekilde 3-4 ay geç almaktadır. Bunun gerekçesi ve izahı olamaz, olmamalı. Kenti içi toplu ulaşım, yerel idarelerin sorumluluğunda vaz geçilemez, ertelenemez, aksatılamaz ve durdurulamaz kamu hizmeti. Maliyetlerin vaktinde karşılanamaması halinde çok tabi olarak hizmet aksayacaktır. (Nitekim 22 Mayıs’ta öyle olmuştur) İşletmeci aracını vaktinde yenileyemediği, bakım-onarımlarını yaptıramadığı için mutlaka sefer kayıpları oluşacaktır. Şu anda filonun %50’den fazlası 10 yaşındadır ve araç değişikliği yapılamadığı için her ay 60 civarında araç hizmete çıkamamaktadır. Hak edişlerin aksatılması hizmeti olumsuz etkilemekte olup, devamı halinde de bu etki artarak devam edecektir. Oluşacak kapasite açığını idarenin İETT eli ile kısa zamanda karşılama imkânı olamayacağı için de vatandaş mağdur olacaktır.

Özel Halk Otobüsleri 3 bini aşan filosuyla kent içi toplu ulaşımında kritik derecede önemli hale gelmiştir. Ayrıca, hafta sonları, bayram ve genel tatil günleri İETT Otobüsleri yerine çalışarak, günde 16 saat kesintisiz hizmet vererek İETT’ye çok ciddi destek ve maliyetten tasarruf (personel, yakıt ve bakım) avantajı sağlamaktadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 3 bin adet otobüs, 10 bin personel ve asgari 12 garaj yatırımından kurtarmaktadır ve de bugünkü şartlarda Özel Halk Otobüsleri artık yardımcı unsur değil, otobüs taşımacılığının omurgası haline gelmiştir. Tam 1 asrı aşan bir tecrübedir Özel Halk Otobüsleri ve de dünyanın en önemli ve büyük filolarından birisidir.
KTT: İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bu hizmette riski var mı? Özel Halk Otobüsü esnafı daha ne yapabilir ki?
İsmail YOLCU: Özel Halk Otobüsü İşletmeciliği’nin daha verimli hale getirilebilmesi için yapılması gerekenler var iken hak edişi aksatma stratejisi hem huzursuzluk yaratmaktadır, hem de hizmeti olumsuz etkilemektedir. Ayrıca, Özel Halk Otobüsü İşletmecileri’nin gelirinin çok büyük bölümü nü maliyet finansmanı için (banka faizi, servislere pahalı iş yaptırma gibi) harcamaktadırlar. Hak edişlerin aksatılması meselesi acilen çözümlenerek özel işletmecilerin daha huzurlu ve nitelikli hizmet vermeleri sağlanmalıdır. Bunun için idare Özel İşletmecileri işlerini gören, kendi personeli olarak görmelidir …ki, normali de budur. Dolayısıyla da, özel işletmecilerin aylık hak edişleri İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin finansman planlamasında öncelikli ödemeler kapsamına alınarak personel maaşlarıyla birlikte ödenmelidir. İdare şayet bu konuyu bir sorun olarak görüyor ve kalıcı olarak çözmek istiyor ise Özel Halk Otobüsü hak edişlerini personel ödemeleri kapsamında planlaması şarttır. Hakkı ödenmeyen kişi daima haklı, ödemeyen haksızdır.
Finansman planlamasıyla istisnalar hariç rahatlıkla çözümlenecek bir problemin bu noktaya getirilmesi stratejik de olsa yanlıştır. Riske edilen İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetidir. Hizmeti görende kendi unsurudur. İşi bu kadar uzatarak karşılıklı güveni zayıflatmanın, hizmet görenleri mağdur etmenin mantığı yoktur. Şayet sürdürme kararı alınır ise hizmetin aksama riskini ortadan kaldırmak için ÖTİS 2026 maliyet güncellemesinde meclis kararına “Özel İşletmeci Hak Edişleri Finansman Planlamasında Personel Ödemeleri kapsamına alınarak ödenir” mealinde bir hüküm eklemek sorunu çözecektir. Son olarak söyleyeceğim; bu sistemin değişmesi kaçınılmazdır. Yasal bir düzenleme ile kurumsallık esaslarına bağlı yeni bir toplu taşıma sistemi kurulmalı, Özel Halk Otobüsü hizmeti de düzenlenecek bu yeni sistemin içinde “Üvey Evlat” muamelesi görmeden yer almalı…


