Çin ithalinde artış, Avrupa sanayicilerinin kendini yok etmesi -kannibalizasyon- uyarısına neden oluyor…
AVRUPA BİRLİĞİ- Svrupalı Ticaret analistleri ve sektör temsilcileri, Avrupa’nın yerel fabrikaları yok etme, iş kayıplarına yol açma ve Pekin tarafından sanayinin fiili sömürgeleştirilmesine neden olma tehdidi taşıyan yeni bir Çin şokuyla karşı karşıya olduğunu söylüyor.Düşen döviz kuru ve Çinli “zombi firmalara” verilen desteğin, 25 yıl önce ABD’de yaşanan ve “Çin şoku” teriminin ortaya çıktığı krizi hatırlattığından endişe ediyorlar. Bu terim, Çin’in Dünya Ticaret Örgütü üyesi olduktan sonra küresel ticaret sahnesine girmesinin etkisini, artan ithalatın yerel sanayileri yerinden etmesini ve 2,5 milyona kadar iş kaybına neden olmasını ifade ediyordu. Pekin’deki Avrupa Ticaret Odası Başkanı ve deneyimli bir Çin gözlemcisi olan Jens Eskelund, konu hakkında şunları söylüyor; “İnsanlar Çin ithalatını düşündüklerinde, elektrikli araçlar gibi nihai ürünleri düşünüyorlar, ancak sorun burada değil. Sorun, Çin’den ithal edilen bileşenlerin muazzam hacmi. Aksine, Avrupa Çin’e daha bağımlı hale geliyor.” Çin menşeli bileşenlerin AB’nin endüstriyel kan dolaşımına giderek daha fazla entegre olmasıyla birlikte, AB zorlu seçimlerle karşı karşıya kalıyor. Geçtiğimiz hafta Financial Times’da yer alan bir rapora göre, birlik, Avrupalı şirketleri en az üç farklı tedarikçiden kritik bileşenler satın almaya zorlamayı düşünüyor. Avrupa ve Almanya’daki makine ve ekipman imalat sanayiinin ticaret örgütü olan VDMA’nın dış ticaret başkanı Oliver Richtberg, Brüksel’i (Berlin’i değil) yüksek düzeydeki katılımı nedeniyle överken, “her zaman verileri ve görüşlerimizi arıyoruz” diyor. Richtberg, ayrıca; “Avrupa’da uygulanamayacak devlet sübvansiyonlarının Çin ürünlerini daha ucuz hale getiren faktörlerden biri olduğunu söyledi. Ancak, daha büyük endişe, son 5 yıldaki döviz kurundaki değişiklikler; Alman ekonomist Jürgen Matthes’e göre bu değişiklikler Yuan’ın Euro karşısında %40 oranında düşük değerde kalmasına ve tedarik yöneticilerinin günlük iş düzeyinde çok az seçeneğe sahip olmasına neden olabilir. Hangi ürünleri üreteceğinizi düşünüyorsanız ve Çin’de Avrupa ürününün kalitesinin %95’ine sahip ve %30-50 daha ucuz bir tedarikçi görüyorsanız, bu rasyonel seçim diyebilirim. Bu da bize zarar veriyor.
Bunu artık kabul edemeyiz çünkü bu sadece adaletsiz. Çin’e bağımlılık zarar veriyor ve endişelenmeliyiz. Pazar payımızı kaybediyoruz, sektörümüz önemli baskı altında. Sadece Almanya’da geçen yıl makine sektöründe 22.000 iş kaybettik” diye ekliyor. Ticaret rakamları, Çin’in AB ile olan ticaret fazlasının hızla büyüdüğünü gösteriyor.

Bazıları, 2024 yılında AB’nin Çin elektrikli araçlarına uyguladığı %35’e varan gümrük vergilerinin etkisinin döviz kuru tarafından ortadan kaldırıldığını anlatıyor. Ortaya çıkan tabloda; “AB’nin alacağı her karar, Çin’den gelecek kaçınılmaz düşmanca tepkiye karşı dikkatlice ayarlanacak olsa da, Pekin’in direksiyon başında olduğu görülüyor. Çin’in AB elinde tüm önlemi durdurmasına gerek yok, sade ihracatın devam etmesini sağlamak amacıyla süreci sekteye uğratmak yeterli” diyor.


