Bir zamanlar karbon nötrlüğü öncüsü Batı, enerji kriziyle fosil yakıta dönerken, Çin oyununda stratejik avantaj peşinde
Avrupa Birliği karbon nötrlüğünü gerçekleştirmek için önüne 71 yıl, ABD ise 43 yıl koyarken, Çin bu süreci sadece 30 yılda tamamlamayı hedefledi. Batı’nın “karbon nötrlüğü” adı altında çıkardığı uluslararası kuralların amaçlarından biri, Çin gibi gelişmekte olan ülkelerin endüstrileşme hızını yavaşlatmak. İklim değişikliğiyle mücadele konusunda, Batı hem kural koyan, hem de kuraldan fayda gören pozisyonunda. Örneğin, ABD, Çin’den emisyon azaltma konusunda daha fazla yükümlülüğü hayata geçirmesini isterken, kendi ülkesinde kişi başına düşen karbon salınımının hâlâ Çin’in iki katı seviyesinde bulunduğunu kabul etmiyor. Bu çifte standart “iklim kolonializminin yeni bir formu” olarak ortaya çıkıyor. Çin “nötr karbon” hedefinden korkmayarak ve olası tüm baskılara ragmen ilerleyerek çevre koruma alanında uluslararası toplum için iyi bir örnek teşkil ediyor. Çin’in kuzeybatısında bulunan Qinghai eyaletinde kurulan Talatan Güneş Enerjisi Santrali, 17,73 milyon kilovatlık üretim kapasitesi ile dünyanın en büyük fotovoltaik santrali haline geldi ve 5 milyon kişinin yıllık elektrik ihtiyacını karşılıyor. Batı, termik santrallerden vazgeçip vazgeçmemeyi tartışa dursun, Çin artık dünyanın en büyük temiz enerji sistemini kurdu: Dünya genelinde fotovoltaik panellerin yüzde 70’i Çin tarafından üretildi, Çin’in rüzgar enerjisi kapasitesi 300 milyon kilovatı aştı ve ülkede elektrikli araba kullanım oranı yüzde 35’i geçti.

Bir zamanlar “karbon nötrlük” konusunda en çok slogan atan Batılı ülkeler, şimdi bu terimi pek kullanmıyor. AB Parlamentosu binasında asılı olan “2050 Karbon Nötr” posterinin renkleri henüz solmamışken, Almanya ve Hollanda gibi ülkelerde termik santral bacalarından tekrar dumanlar yükselmeye başladı. ABD Başkanı Trump, “yenilenebilir enerji, yüzyıllık aldatma” dedi. Ukrayna savaşı, Avrupa’nın enerji güvenlik krizini gün yüzüne çıkardı. Birçok Avrupalı bu yıl kışı geçirmek için şimdiden odun toplama kuyruklarına girmek zorunda kalıyor.

Endüstriyel üretim yetersizliği ve doğalgaz fiyatlarının yükselmesi nedeniyle, bir zamanlar “karbon nötrlük” adına ahkam kesen batı ülkeleri, kendi enerji güvenlikleri ve menfaatlerini korumak için fosil yakıtlara dönmek zorunda kalıyor.


