İSTANBUL- Türkiye Trafik Kazalarını Önleme Derneği, (TTKÖD) 12 Mayıs 2025 günü yayınladığı basın açıklamasında “Otobüslerin karıştığı çarpışmalar önlenemiyor!” başlığı kullanılmıştı. Geçen sürede de aralıklı çok sayıda otobüs kazasına tanık olundu. Her türlü önlem alınmasına, radar, EDS ve yol denetim ekipleri ile mücadele edilmesine rağmen arzulanan hedefe uzak olunduğu görülüyor. Trafik çarpışmalarının olmadan önlenmesine yönelik uğraş veren bir STK olarak uyarılarımızda haklı çıkmamız üzüntü vermektedir. Bu kadar uyarı, bu kadar önlem, bu kadar denetleme, bu kadar cezaya rağmen kazalar niçin artıyor? Demek ki başka bir sorun var. O nedenle, kazaların önlenebilmesi için doğru bir analize ve strateji değişikliğine ihtiyaç kaçınılmazdır.” Diyertek yeni bir bakışın gerekliliğine dikkat çekti.
TTKÖD açıklamasında:
Türkiye’nin de taraf olduğu 661/2009/AB Genel Güvenlik Mevzuatı GSR1 hükümlerine uyum gereği şehirlerarası otobüsler dahil ağır taşıtlarda, 2016 model yılından itibaren AEBS (gelişmiş acil fren sistemi), ESP (elektronik kararlılık sistemi) ve LDW (şerit takip sistemi) fabrika çıkışı zorunlu kılınmıştır. Son günlerde arkadan çarpma veya yoldan çıkma tipi kazalar yoğunluk kazanmış bulunuyor. Kaza sonrası akıllara hep aynı soru geliyor. Örneğin arkadan çarpan otobüste LDW, AEBS yok muydu?
“Var” yanıtından sonra bu sefer “LDW ve AEBS iptal miydi?” sorusu hatırlanıyor. Çünkü LDW ve AEBS sistemleri ile bu ve benzer kazaların önlemesi mümkündür. Ancak, sahadan gelen bilgilerde bazı sürücüler ve araç sahipleri tarafından sinyal vermeden şerit değiştirebilmek için LDW sisteminin iptal ettirildiği ifade edilmektedir. Çünkü LDW sürücü koltuğunu titretiyor ve uyarı sesi çıkarıyor. Bu durumun yarattığı rahatsızlık nedeniyle bu yanlış uygulama tercih ediliyor. Aynı şekilde AEBS iptalinin de iki nedeni görülüyor.
1) Makaslama yaparak otobüsün önüne giren araçlardan dolayı otobüs ani fren yapmak zorunda kalıyor.
2) Bu sırada emniyet kemeri takmayan yolcular öne doğru savruluyor. Sürücüler ve araç sahipleri AEBS ve LDW sistemini manuel olarak tamamen iptal ediyor. Batı ülkelerinde bu yasaklandığı için araç muayenelerinde kusur olarak işlem görüyor. Oysa ülkemizdeki uygulamalarda TÜVTÜRK araç muayenelerinde bu kusur olarak değerlendirilmiyor.
Biz bunu hangi mevzuata dayanarak uygulamıyoruz?

Uzun yol gece otobüs yolculuklarında, yolcularında emniyet kemeri takmaları koşuluyla bu sistemlerin hayat kurtardığı bir gerçektir. Bu nedenle bu tür güvenlik sistemlerinin iptal
edilmesine neden olan engeller ortadan kaldırılmalı ve trafik ve yol güvenliğine katkı sağlanmalıdır. Medya olayı ajans kaynaklı habere dayanarak otobüsün bariyerlere çarpması ve devrilmesi şeklinde veriyor. Oysa fabrika çıkışı 100 km/h hızla sınırlandırılması gereken otobüslerin hız sınırını aşmalarına değinilmemektedir. Kazalara önlem olan yukarıdaki sistemlerin iptali gibi hız sınırlandırıcılarla da oynanmaktadır. Bunları engelleyecek mevzuat ve idari düzenlemeler yapılmadığı sürece bu üzücü kısır döngü sürecektir. Son olarak konuyla ilgili yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde de vurgulandığı üzere trafik kazalarınsa can kayıplarının 2030 yılında % 50 oranında 2050 yılında da sıfırlanma hedefinin yakalanması, zor görünmektedir. Trafik mevzuatında yasal düzenlemelerin gündemde olduğu yeni yasama döneminde, trafik kazaların önlenmesine yönelik bu tür güvenlik sistemlerinin zorunluluğu konusunda trafik ve yol güvenliği adına adım atılması beklenmektedir.
Otobüs kazalarının önlenmesi, otobüslerin güvenlik düzenekleri üzerinde değişiklik yapılmaması ile mümkündür.


