AB’nin 2035 içten yanmalı motor yasağı Alman ekonomisi için endişe verici. Stuttgart’ın kaderi Detroit’e benzetildi…
Avrupa Birliği’nin 2035’te içten yanmalı motor yasağı, Alman otomotiv endüstrisini derinden sarsıyor. Özellikle Stuttgart gibi üretim merkezleri, ciddi sanayisizleşme tehlikesiyle karşı karşıya. Bu durum, Almanya’nın ekonomik geleceği için endişeye neden oluyor. Fransa’nın etkisiyle şekillenen bu politikalar, Alman lüks otomobil üreticilerini hedef alıyor. Şirket araçları için getirilen elektrikli araç zorunluluğu, Audi ve Mercedes gibi markaların kârlılığı düşürerek Alman ekonomisinin temelini sarsıyor. Makale, Stuttgart’ın kaderini Amerika’daki Detroit’in çöküşüne benzetiyor. İşten çıkarmalar ve ekonomik gerileme, şehirlerin çehresini değiştirecek potansiyele sahip. Hükümetin bu krizi yeterince ciddiye almadığı eleştiriliyor. “İçten yanmalı motorlara getirilen yasak, Alman otomotiv endüstrisini zayıflatmak için tasarlanmış bir Fransız icadı. Tıpkı Brüksel’in her zaman Alman ekonomik gücünü azaltmak için tasarlanmış bir icat olması gibi. Sadece biz Almanlar bunun uluslararası anlayış ve barışla ilgili olduğunu düşünüyoruz. Bu elbette bir rol oynuyor. Ama her şeyden önce, mesele piyasa gücüyle ilgili” diyen,

Focus Online yazarı Jan Fleischhauer, içten yanmalı motor yasağının Brüksel’den çıkan araba masal olduğunu ve Avrupa Birliği’nin birçok ülkesinin inandığını söyleyerek, Almanya’yı oyunun dışına itildiğini iddia ediyor. Fleischhauer, makalesinde yazdıkları Alman otomotiv sektörünün sonunun geldiği yönünde; “Stuttgart’ta, sanayi çöküşün sonuçlarını şimdiden görebilirsiniz. Cephe hala ayakta, ancak, arkasında gizli ve büyük ölçekli bir çürüme baş gösteriyor. Orada bir mülküm olsaydı, mümkün olan en kısa sürede alıcı arardım. İşten çıkarmalar bu hızda devam ederse, Swabia’nın ihtişamlı günleri yakında sona erecek. Detroit de bir zamanlar güzel bir şehirdi. En parlak döneminde, kaldırımları altınla döşeyebilecek kadar çok para kazanmışlardı. Sonra Amerikan otomotiv endüstrisinin düşüşü geldi. Bugün Detroit, Donald Trump’ın bile canlandıramayacağı bir sefalet yuvası. Şu anda Stuttgart sadece başlangıç. Klingbeil, ekonomik durumun aslında o kadar da kötü olmadığını ısrarla savunuyor. Rapor için yapılan ön görüşmelerde, bakanlığı “daha iyimser bir başlangıç”ı savundu. Bu, SPD içinde bir gelenek haline geldi: krizi pembe bir tablo olarak göstermek. Olaf Scholz da sürekli olumsuzluğa karşı çıktı. Durum, ününden daha iyi, bu onun sloganıydı. Bu saçma; Almanya, her şeyin hizmet tabanlı topluma doğru ilerlediğinden sanayiye artık ihtiyaç duyulmadığı yönündeki borazan gibi açıklamalara uzun süre direndi. Ülkeyi fırtınalardan geçiren sanayi çekirdeğidir.
Finansal kriz, euro krizi, korona krizi-hepsini atlattık ama sonra fazla özgüvenli olduk. Krizlerde sıklıkla olduğu gibi, bir yerden başlar ve sonra eş merkezli daireler halinde yayılır. Federal İstatistik Ofisi artık ön iflas rakamlarını bildirmeyi durdurmaya karar verdi. İflas raporu artık sadece gecikmeli olarak yayınlanacak. Bu da acıyı hafifletmenin bir yolu: sadece göz yummak.”

Ekonomist Veronika Grimm, “Sadece uygulama sorunumuz değil, aynı zamanda anlama sorunumuz da var” diye yazıyor. “Hükümet durumun ciddiyeti konusunda bile hemfikir değil” diyen, Grimm, “Katherina Reiche başkanlığında Ekonomi Bakanlığı ile Lars Klingbeil başkanlığında Maliye Bakanlığı arasında yıllık ekonomik rapor konusunda yaşanan anlaşmazlığa dikkat çekti.

Geriye dönüp baktığımızda en büyük gizem, işçi partisi olan Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) ekonomik temellerin yıkılmasına nasıl izin verebildiğidir. SPD hiçbir zaman teknoloji karşıtı değildi; tam tersine. Bir zamanlar su bağlantısı olan her yere nükleer santral kurmak istiyorlardı. Geriye dönüp baktığımızda şunu söylemek gerekir: Eğer başarılı olsalardı, Almanya bugün sadece kendi kendine yeterli olmakla kalmaz, aynı zamanda karbon nötr de olurdu. Ancak, yanlış insanlarla takıldığınızda sıklıkla olduğu gibi, en mantıklı insan bile çılgın fikirler edinir. Bu yüzden Sosyal Demokratlar, yeterince rüzgar türbini inşa etmenin ve yeterli güneş paneli kurmanın yeterli olacağına ve her şeyin yoluna gireceğine kendilerini inandırdılar. “Güneş fatura göndermez,” dediler. Şimdi faturayı biliyoruz. Çok acımasız. Maliye bakanının cevabını şimdiden duyabiliyorum: Daha fazla imkanı olanlar, daha az imkanı olanlardan daha fazla yük taşıyacak. Her şey başarısız olursa, vergiler artırılacak. SPD’nin her zaman ortaya attığı şey bu. Ama bu, BASF, VW ve Bosch’taki işleri geri getirmeyecek. İnsanların özgüvenini kırmanın bir başka yolu da bu: onları sosyal yardım alanlara dönüştürmek. Gururlu işçiler sadece birer gölgeye dönüşüyor. Detroit’e bakın!” diyor.


